top-image

SON YAZILARIMIZ

Yazar Tuna Kiremitçi’nin “A.Ş.K neyin kısaltması?” isimli kitabını zevkle okuyarak bitirdim. Kitap hakkındaki yorumumu kısa zaman içinde burada paylaşırım (geleceğe not: paylaştığımda buraya bir link olacak ona tıklayıp okuyabilirsiniz) ama yorumdan önce, kitapta adeta hayran olduğum bir taşlama bölümü oldu, onu paylaşmak isterim.

Tüm öğretilerde insanı anlamanın, önyargısızca iletişim kurmanın güzellikleri sıralanmış ve doğru insan olmanın yolunun, bunları uygulamakta olduğundan bahsedilir. Ama günlük hayatta bunu uygulamaya çalışan kişi, çevresindeki insanlara rehber olamadığı gibi, aksine her şeyin üstüne geldiğini, anlaşılmadığını hatta çok daha kötüsünü düşünerek stres yüklenebiliyor.

Tuna Kiremitçi  “önyargının faydaları” isimli yazısında tüm bu kaygılardan arınmış insanı anlatıyor. Sorumsuz olabilmenin, kaygısız olabilmenin rahatlığını anlatıyor. Muhtemelen çıkış noktası “akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin” sözüdür.

İşte o yazı:

1- Ömrü uzatır

Araştırmalar, her konuda en az bir önyargı sahibi olan insanların daha uzun yaşadığını ortaya koyuyor.

Nedenleri hakkında çeşitli varsayımlar var. Birleşilen noktaysa şu: önyargı sahibi olmamak çok yorucu bir şey. Resmen ömür törpüsü. Her konuda düşünerek. karar vermek fazla miktarda sabır ve enerji gerektiriyor. Bir insan hakkında düşünce üretmek için onu tanımak zorunda olmak,bir kitabı değerlendirmek için oturup yüzlerce sayfa devirmek şu üç günlük dünyada uğraşmaya değmeyecek işler. .

Oysa iyi bir önyargının bizi bütün bu zahmetlerden kurtardığını söylemeye gerek var mı? Önyargı zırhını kuşandık mı gerçekliğin okları bedenimize işlemiyor. Biz de uzun yıllar boyunca, mutlu bir yaşam sürüyoruz.

…devamini oku

Sanırım aramızda LOST u izlemeyen yoktur. Lost’un yazarlarından J.J. Abrams kendi yapım şirketi olan BAD ROBOT ile FRİNGE  dizisinden sonra şimdi de ALCATRAZ dizisiyle bizleri ekrana kitleyecek. FRİNGE dizisinden sonra dediysem Fringe bitmedi takip edenler bilir. J.J. Abrams yine fantastik yine gizem dolu bir dizi ile anlaşılan adından bir kez daha uzun süre bahsettirecek. Dizi ABD de Pazartesi akşamları yayınlanacak 48 saat sonra Digitürk Dizimax’da ekrana gelecek. Önce dizinin tanıtım yazısını akratalım daha sonra mini bir yorum yapalım ilk 2 bölüm hakkında.

J.J. Abrams, “Alcatraz”la bu kez zamanının en azılı suçlularını barındırmış olan Alcatraz Adası’ndaki ünlü hapishaneye davet ediyor bizi… San Francisco Polis Departmanı’ndan Dedektif Rebecca Madsen’ın bir cinayet mahallinden aldığı parmak izi, ilginç bir gerçeği ortaya çıkarır. Parmak izinin sahibi Jack Sylvanne’ın 50 yıl önce Alcatraz’da ölmüş olması gerekmektedir. Madsen, Dr. Diego Soto ile bu esrarengiz olayı araştırmaya girişir… Gizem, gerilim ve aksiyonu buluşturan dizide Sarah Jones, Sam Neill ve Jorge Garcia başrollerde.

…devamini oku

2001 yılında Güney Kore’de çekilen ve günümüzde hala popülerliğini koruyan harika bir filmdir My Sassy Girl. Ülkemizde “Hırçın Sevgilim” adı ile gösterilen bu filmi ilk izlediğimde yaşananların hayal ürünü ile yazılmış bir senaryo olduğunu zannetmiştim. Ama aslında Kim Ho-Sik adında bir gencin yaşadığı olaylar sonucunda duygu ve düşüncelerini ve kız arkadaşı ile yaşadıklarını bir blog da yazması ile başlamış olay. Blogdaki yazıları aslında acısını hafifletmek adına ve günlük tutar gibi yazan bu gencin bloğuna olan ilgi her geçen gün artmaya başladıkça Kim Ho-Sik’in hikayesi yapımcıların dikkatini çeker. Yaşanan bu sıra dışı aşk önce kitap olur, sonra senaryoya çevrilir. Bize de derin derin iç çekerek defalarca izlemek kalır.

Film Kyun-woo’nun , çılgın bir kolej öğrencisi olan kız arkadaşı ile 2 sene sonra buluşmak üzere sözleştikleri tepede başlar ( yani 2 sene geçmiştir ve o tepe de Kyun-woo sevgilsini beklemektedir). Sonra başından geçenleri izleyiciye anlatmaya başlar. O anlattıkça siz daha fazla filmin içine girersiniz. Pek çok filmde olduğu gibi daha ilk sahnelerden filmin sonunu tahmin etmeye çalışırsınız ama bu film diğerlerine benzemez, tahminlerinizi birkaç kez değiştirmek zorunda kalırsınız. Kim Ho-Sik’in yaşadıklarını blog da yayınlama kararı, yazmaya başlama sürecide filmde belirtilmiş. Hem bu yüzden, hem de oyuncuların inanılmaz doğal rol yapmalarından olsa gerek film o kadar sıcak geliyor ki insana tahmin edemezsiniz. Özellikle de günümüzde cinselliğin her sahnede gözler önüne serilmesinin sanat kabul edildiği bu dönemde tek bir cinsel sahnesi olmayan ama ne söylemek istediğini bir şekilde sizin kafanıza sokan bir filmdir.

…devamini oku

Yüzyılın Aşkları, Can Dündar’ın önce kaleme aldığı, sonra da belgeselini yaptığı buram buram aşk kokan bir kitap. Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran insanlar ve yaşadıkları aşkları böylesine etkileyici bir yazıya ancak Can Dündar dökebilirdi.

Okurken hem o dönemleri yaşıyor, hem de aşklarının acılarını hissediyorsunuz. Hangi çiftler yok ki kitapta; Naciye-Enver, Latife-Mustafa Kemal, Afife-Selahattin, Piraye-Nazım, Eren-Bedri Rahmi, Ayhan-Adnan, İpek-Yüksel, Yıldız-Şükran, Fatoş-Yılmaz, Çiğdem-Melih. Siyasi ya da sanatçı kimlikleriyle az çok tanıdığımız bu insanların kalplerini de tanımamızı sağlayan bu kitabın, sabun köpüğü  aşkların yaşandığı ve sevgilerin çabuk tüketildiği yüzyılımızda mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.

Kitapla ilgili, Can Dündar’ın hiçbir söze gerek bırakmayan bir yazısını paylaşmak isterim.

YÜZYILIN AŞKLARI

Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi, 1700′lerin ortalarında İstanbul’dan eşi Firdevs Hanım’a mektup yazmış. Hitap şöyle:

…devamini oku

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Page 1 of 67:1 2 3 4 »son sayfa »
bottom-img