top-image

” 99  yılıymış abimin kütüphaneye getirdiği onlarca kitap arasında ilgimi çeken “Makiler” i elime aldığım zaman… bilmediğim tanımadığım bi isimdi yazarı. incecik bi kitaptı. kısa kısa şiirlerden oluşuyordu. merak ettim, yeni birini tanımak güzeldi. okudukça hoşuma gitti. abimle konuştum ne biliyosa anlattı onun hakkında. sahaflardaki tanıdıklarının anlattıklarını bana anlattı. hoşuma gitti, ilgim arttı diğer kitaplarını da okudum. bikaç sene geçip görece biraz daha bilgi birikim arttıkça diğer yazarlar arasında farklı olan bişeyler olduğunu gördüm. seviodum. çok kolay gibi ama çok zordu. neyse..

bunlar değil anlatmak istediğim. geçmişte kalan şeyler bunlar. değinmek istediğim bugünkü durum. şairdi o. şiir yazıyordu. edebiyat dünyasında tartışmalara konu olmuştu büyük üstadlar arasında. kimi tıkanır diodu böyle şiir bi yere varamaz. kimi gitsin bakalım nereye giderse diodu sonu gelmedikçe yaptığı büyük iştir. 4-5 sene öncesine kadar ilgilenenin bildiği bi isim olan bu şair, bi tv programı dolayısıyla insanlara ulaştı. tanındı. tv böyle bişey tabi. herkesin evine girdi. yine ilgilenen biliodu tabi sonuçta o  programın da izleyici kitlesi belliydi. buraya kadar da sorun yok. ancak bu isim o günden beri şiir adına ne yapıo bilmiorum. aslında biliorum. hiçbirşey. yazmayı bırakmamıştır herhalde. ama daha farklı yerleri mi hedeflediğindendir bilinmez bu yönünü önemsemio sanırım. artık dinlemekten gına gelen hikayeleri, acaba bunu da hangi tarihsel olaya bağlayacak merakı köreldi. stand-up yapmaya başladı burda da sorun yok. o da güzel. ama o kadar. hep aynı şeyler. nerde sanatçılık, hani üretim. ne yaratıyo artık.

ilk kitaplarındaki söylemlerini ara ki bulasın. İstanbul’un Nazım Planı’nda da haykırdığı düşünceler nerde. şiirlerinde hayallerini kurduğu dünyanın görüşü nereye kayboldu. buraya kadar mıydı? popüler olana kadar mı? ya da özet olarak kendini kurtarana kadar mı?

savunduğun görüşünü unutmak ne kadar ahlakidir? aslında böyle bi görüşü var mıydı ona da emin değilim artık. bas bas bağırıp devrim demekle, Nazım’ı başucu yapmakla, gençken yeşil parka giymenin romantikliğiyle yazmış şiirlerini bunu gördük. bugün program yaptığı kanalda huzurludur, sosyalistim deyip çocuğunu özel okula gönderir huzurludur vs. vs… salah birsel’in 2. sınıf kopyası olduğunu tükenerek göstermiştir bize. büyük şair Süreyanın ömrü yetmedi onun  hakkında yanıldığını, kendisi gibi asla olamayacağını görmeye…

bu yazı hiçbir görüş savunulduğu için yazılmamıştır. aksine körü körüne şucuyum bucuyum diyenleri anlayamayan birisi olarak eleştirim şudur ki; neysen o olacaksın. zamanı gelince değişmeyeceksin. manasız işgüzarlık etmeyeceksin. gürledin mi yağacaksın. sonra neler etmezler adama, neler demezler…

unutmadan bu yazıda bahsedilen kişi sunay akın’dır !

Related Posts with Thumbnails

Bu yazi guzel dimi :) Paylassana!

2 Yorum to “dün neydi bugün ne”

  1. Cefe diyor ki:

    sonuna kadar okudum ta myılmaz erdoğan mı acaba diyecektim ki sunay akın demişsin :) şiiirlerini hiç okumadım 2 kitabını okudum o kadar tarihçesinide bilmem ama sunay akın dediğimiz vakit aklıma hiç ideolojik bir tutum gelmiyor . Daha çok tarihin bilinmeyen farklı yönlerinin birbiriyle bağlayıp anlatan bir meddah geliyor… Belkide bahsettiğin dönüşümden sonra tanımışımdır onu :P

  2. cekemiyorumatlilargelio diyor ki:

    ters köşe yaptık yani yılmaz beklerken sunay çıktı :)
    4 şiir kitabı var ve diğer deneme-araştırma tarzı bikaç kitabı da var onlara baktığımız zaman düşüncesini anlıorz o da anlamamızı istio zaten. ama daha sonrası. işin kolayına kaçtı. snn de dediğin gibi başka bi yere kaydı sn de o yerden tanımaya başladığın için geride kalabilio bu durum.
    yine de hala aklıma geldikçe okurum kitaplarını zevkle :)

Bir Yorum Yollasana :)




Muhtemelen Benzer Yazilar

bottom-img