
Yazar Nihat Genç’in bir programında dinlemiştim . İktisadi İdari Bilimler Fakültesi hocalarına yükleniyordu . “Bunca İşletme mezunu çocuk elinizden çıkıyor , neden her biri büyük işletmelerin , holdinglerin kapılarında dolanıp iş dileniyor , neden kendi iş hayallerini kuramıyorlar ? Çünkü sınav - sınav - sınav bu çocukların hayallerini söndürdünüz . Düşündürmeyi , hayal kurmayı törpülediniz” diyordu .
Askerlik öncesi herhangi bir iş arama girişimim olmasada, rastlantısal olarak önüme çıkan bir fırsatı belki değerlendiririm diyerek bugün bir görüşme gerçekleştirdim ve bu sözler geldi aklıma . O sözleri duyduğum günde hak vermiştim; bugün mezun olduğumda da hak veriyorum . Çevreme baktığımda kendi bir gün bir işletme sahibi olarak hayal kuran çok az arkadaşım var .
Bir diğer eğitim ve hayat penceresi de , geçen hafta Çarşamba günkü sabah gazetesinden Haşmet Babaoğlu’nun köşesinden . Üstad önemli bir ayrıntıyı yakalamış . Şöyle diyor ;
“Yüksek lisans ne işe yarar?
Ciddi akademik kaynaklar size tezli yüksek lisans çalışmasının “bilimsel araştırma yapmayı öğrenmek“; tezsiz yüksek lisans çalışmasının ise “mesleki konuda derin bilgi edinmek” amaçlı olduğunu söyleyecektir.
Benim son zamanlardaki gözlemlerime gelince…
Yüksek lisans denilen şey gençlerimizin iş hayatının asla ana baba yuvasına benzemeyen ortamına katılma endişesini erteliyor. Evlenme ve benzeri baskılara karşı makul bir direnç noktası oluşturuyor.
Bu arada sorumluluklar ebeveynlerin üzerinde kalıyor.
Elbette etrafa hava da atılıyor.
Ve hoş hayaller de kuruluyor; yüksek lisanslı olunca iş bulmak kolaymış da… Falan da filan da…”
Okul yaşantım boyunca ALES sınavına katılamaya direndiğim kadar direndiğim bir ikinci konu daha yoktur . Hep neden dedim . Neden yüksek lisans ? O sıra tecrübe yapma imkanı varken neden ?
Eğitim ve yaşama dair bu iki paragrafı not düşmek lazımdı =)















