top-image

“Ben Fikri Şemsigil. Emekli edebiyat öğretmeniyim, ve yaşlanıyorum. Ve yaşlılığın bana öğrettiği bir şey varsa eğer, o da dünyanın mucizelerle dolu bir yer olduğu. İnsanların apartmanlarda üst üste yaşaması, bisikletin sadece iki tekerlek üzerinde gidebilmesi, uçakların havalanmaları değil belki ama, konmaları… Bunların hepsi birer mucize. Mucizelerin en büyüğü de ne biliyor musunuz? Yaşlanmak! Her iki tarafı ayıran çizginin tam ortasında öylece durmak. Dönüp istediğin tarafa uzun uzun bakabilmek mahareti… İster yaşama bak, ister ölüme. Bu güç bazen insana o kadar fazla geliyor ki ne yalan söyleyeyim şimdiki aklım olsa yaşlanmazdım diyorum.

Yaşlılığın iyi tarafları da var tabii. Mesela biz yaşlanan insanlar hiç istemesek bile her şeye inanmaya hazırızdır. Özellikle de mucizelere! Çünkü kalplerimiz o kadar çok hayal kırıklığıyla doludur ki, her zaman yeniden başlamayı hak ettiğimizi düşünürüz… Son düdükten önce, son bir fırsat. Volelik bir orta, bir temdit penaltısı…

Bir sabah uyandığımızda bakıcaz ki, her şey değişmiş. Artık 25 yaşındayız ve yanımızda yatan 40 yıllık karımız değil, karşı apartmandaki fıstık ! Ama her sabah uyandığınızda bakarsınız ki, her şey yine aynıdır… O bildik sabahlardan bir sabah…”

Güneşin Oğlu, Köksal Engür’ün canlandırdığı Fikri’nin bu cümleleriyle başlıyor. Yılların getirdiği monotonluktan sıkılmış Fikri’nin eğlenceli ve ama sitem dolu sözleri, o gün çok uzun zamandır beklediği mucizeyi yaşamasına vesile olacaktır. Hayatında değişim yaşamak isteyen Fikri, bu isteğinden çok pişman olacaktır.

Fantastik komedi türündeki filmin konusundan bahsedelim biraz:

O gün, tarihin gördüğü en önemli güneş tutulmalarından biri yaşanacaktır. Tüm haberlerde günün en önemli haberi olarak duyuruluyordur. Fikri’de bu güneş tutulmasının hayatındaki değişime sebep olacağı bilmeden, merakla güneşi izlemektedir; evinin camından, mahallenin parkından… İşte ne olduysa o parkta oluyor. Güneş tutulmasını izlemek üzere teleskobunu kuran bir genç, oracıkta ölür. Fikri onun bayıldığını düşünür, yanına gider yoklar ama fazla uğraşmayıp, teleskobu yürütüp evine gider.

Güneş tutulması gerçekleşir. Fikri teleskoptan bu doğa olayını izler… Ama artık teleskoptan bakan göz Fikri’nin gözü değil, parkta düşüp ölen Ahmet’in gözüdür. Hatta sadece gözü değil, toptan Ahmet’in bedenidir. Fikri’nin ruhu Ahmet’in bedenine girmiştir. (Bir not düşelim: Ahmet, Fikri’nin hayran olduğu karşı komşusu fıstık Şule’nin gözdesidir.)

Ama tüm karışıklık bu kadarla da kalmayacaktır. Fikri’nin ruhu özgür kalmıştır. Artık bedenden bedene geçebilmektedir. Ortalık fena halde karışır !

Zevkle izleyeceğiniz düşündüğüm filmin oyuncu kadrosu da oldukça iyi. ( Haluk Bilginer, Özgü Namal, Hümeyra, Köksal Engür, Bülent Emin Yarar başrolü paylaşanlar.)

Fantastik hikaye Türk sinemasında az görülen bir tür. İzleyicilerin çoğu zaman acımasızca eleştirilerine maruz kalan da bir alan. Zannederim ki izleyici, bu türden film izlerken mantık arıyor. Ama fantastik hikayeler düşüncenin zenginliğinden üretiliyor. Eğlenmek isteyenlere tavsiye edebileceğim bir film olmuş. Referans olarak şunu belirtmekte yarar var; Güneşin Oğlu filminin senarist ve yönetmeni Onur Ünlü. Ki Onur Ünlü şu sıralar TRT’nin en çok ilgi toplayan dizisi Leyla ile Mecnun’un da yönetmeni. Ayrıca Ünlü’nün son sinema filmi Celal Tan ve Ailesi’nin Aşırı Acıklı Hikayesi filmidir.

Yok hala film saçma diyeniniz olursa, Alper Canan’ın kapanış cümlesine dikkat ediniz: “Yapılan işin seyircisi, saçmalığıyla doğru orantılıdır…”

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bu yazi guzel dimi :) Paylassana!

Bi de yorum yaz tamamdır :)

1 Yorum to “Güneşin Oğlu Filminin Yorumu”

  1. turan diyor ki:

    Süper film:) absürt hayranlığımdan sanırım beni acayip eğlendirmişti.

Bir Yorum Yollasana :)




*
Yorumlari Spamlardan ayirmak icin Resimdeki Kelimeyi Bos Alana yazin.
Anti-spam image

Muhtemelen Benzer Yazilar

bottom-img