top-image

Yazıyı kaleme almaya başladığım dakikalarda yeni haftanın başlamasına tam dokuz dakika var . Muhtemelen yazı bittiğinde yepyeni bir haftaya başlamış olucaz . Laf açılmışken hep kafama takılan birkaç soruyu da yazayım . Haftanın 7 gününün isimleri mesela . Neden pazartesi ve cumartesinin kendine özgü birer ismi yok ki ? Üstelik böyle bir durum İngilizce ve Almanca ile karşılaştırdığımda yalnızca Türkçe’de var . Bu sorunun yanıtını bilen varsa bi ses ediversin . ( Tek teorim Cuma Müslümanlıkta Pazar Hıristiyanlıkta önemli ibadet günleri . Orayla alakalı bir şey olabilir =S )

Her neyse tamamen can sıkıntımı geçirmek üzere başladığım bu yazının özel bir içeriği sebebi de yok . Şu sıra final sınavları döneminde olmamın verdiği bir gerginlik var üstümde sanırım . Sanırım diyorum zira sonuçlar açıklanınca bu sıkıntının yok olmasını diliyorum . Mezun olmak ve olmamak işte tüm mesele bu =P

İnsanoğlu olduğu yerde konumda hiçbir zaman mutlu olamıyor sanırım . Oysa mutluluk denilen duygu yaşanılanı kabul etmektir bence . Ama yaşam bize böyle olmadığını , daha iyi günler yaşayacağımızı dayatıyor hep…

Okul yaşantımıza endeksli sanırım bu mutluluğu kovalama süreci . İlkokulu okurken Anadolu liseleri sınavlarına gireceğimizi ve kazanırsa hayatımızın çok güzel olacağını söylediler , kazanamadım ama eşek gibi ders çalıştığım için iyi not ortalamalı bir sınıfta okumuştum . Sandım ki bitti , hayır bitmedi tekrar geldi önüme aynı sınav sistem değişikliğinden ötürü . Ama bu sefer hiç takmadım nasılsa kazanamıyorum diye . Ulen bu seferde sadece kıl payı kaçırdım , hani İngilizce hariç başka dili yazsam olacaktı . Olmadı süper lise oldu ve o hayati sınav zamanı geldi . İlk deneme başarısız ikinci deneme başarılı . Artık CBÜ yolları göründü . Ama okuduğum o kadar üniversite yaşamamım boyunca içimde hep lisede ki bölüm tercihindeki yanlışlığı takıldı kaldı aklıma . Hani üniversite olmuştu ama yinede mutluluk tamda olmamıştı… Şimdi mezun olma çabası tutuştu üstelik mezuniyet sonrası bekleyen askerlik ve işsizlik dönemine rağmen .

Alabildiğine tatsızlaşan takvim yapraklarından geçen haftada aklıma takılan birkaç konuyu da yazayım,

* Türkiye A - K ve P harflerinin yan yana geldiğinde nasıl okunacağını tartıştı tüm hafta . Yanlış okuyan edepsiz sayıldı , aklıma sokakta maç yapacağımız zaman aramızdan çıkan bir şerronun sona kalan bokçu demesi geldi . Bokçu ne demek bilmezdik ama dilimizin yorgunluktan sarkmasını göze alıp top sahasına kadar koşar dururduk .

* Feysbukun gönderilen videolarının yarısının 1 kadın 1 erkek programından olması dikkatimi çekti .

* Mayınlı araziyi temizleme ihalesi ile ilgili mecliste çok çetin görüşmeler yapıldı . İktidar partisi hatrı sayılır bir sayı yitirdi meclisten teklif çıkarılırken . İçerik ile ilgili net bilgim olmamasına rağmen daha önce toprak satışlarına gösterdiğim kişisel refleksi , bu olaya karşıda hissediyorum . Her şehrin her semtin , her evin kendine özgü bir bayrağının olmamasının sebebi devletin varlığıdır . Bir evi kiralayabilirsiniz ancak devletin temsil ettiği en somut varlığı kiralamak !!!!

* Beşiktaş şampiyon oldu . Tebrik ederim . Hoş etsem ne etmesem ne duyan olacak sanki de =) Ama bu yıl ki Türkiye liginde bu kadar çekişme olmasını yüksek kaliteye değil aksine kalitenin eksikliğine bağlıyorum . Avrupa da başarılı olmak isteyen klüplerimiz hakemdi , federasyondu vıdı vıdılarından sıyrılıp sadece işlerini yapsalar ya…

* Galatasaray yeni bir Teknik Direktör getirdi ve taraftar havaalanında karşılayıp yine omuzlara aldı . Ne kadar çok seviyoruz bu işi ya . Umarım daha öncelerde olduğu gibi iki hafta sonrada küfretmezsiniz .

* Dünya Çevre günü kapsamında NTV mükemmel bir belgesel yayınladı . Bir şekilde bulup izlemeyenler izlesin derim…

* Cumartesi günü 115 ülkeden 700 öğrenci Türkçe Olimpiyatlarında yarıştı . Tüm ideolojik kaygılarımdan sıyrılıp oturup izledim ve İstiklal Marşının 10 kıtasını Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen iki küçük kızın okumasını şaşırarak izledim .

* Rtük ‘ün  bu ülkenin en kuvvetli mercii olduğunu farkettim . Zira kimse başkanını deviremiyor .

* Geçen yıl 97 öğrencinin birinci olduğu SBS bu yıl matematikte işin cılkını çıkartmış . Muhtemelen birinci çıkmayacak =D

* Çanakkale de bir grup deli olduğunu iddia eden vatandaş gayrı resmi derneklerinin başkanını seçmişler . Deliler Derneği Başkanı Metin Kaya’nın, üzerinde ”17 Deli 0001” yazılı özel bir tahtla getirilmiş mesire alanında, ilk olarak hayatını kaybeden deliler için saygı duruşunda bulunmuşlar . Daha sonra yeni başkanı belirlemek amacıyla Metin Kaya ve Osman Canik için oylama yapılmış . Canik, limon ve erikten oluşan oylardan 18′ini alarak delilerin yeni başkanı seçilmiş . Canik, ünlerinin artık Çanakkale’yi aştığını belirterek, ”Sesimizi tüm dünyaya duyurmak için parti kuracak ve iktidar olacağız” demiş .

Related Posts with Thumbnails

Bu yazi guzel dimi :) Paylassana!

Bir Yorum Yollasana :)




Muhtemelen Benzer Yazilar

bottom-img