
Ülkelerin dağılması,yok olması,düzgün dengeli bir hayat sürdürmeleri yalnızca o ülkeyi yönetenlere bağlı değildir.Bu mesele her bir vatandaşı ilgilendirir.
Bir İngiliz düşünür kahramanlar içn şöyle bahseder;halk kitlelerinin birer balçık yığını olduğunu ve heykeltıraş olmadan öyle kalacaklarını söylüyor,ta ki oraya bir sanatçı bir kahraman çıkıncaya kadar. Napolyon , Sokrates , Hz. Muhammed bu balçığı eline alarak ona çeşitli şekiller verdiler.
Tolstoy ise bunun tersini iddia ediyordu:”evet,kahraman büyük insandır;şimşektir.ancak o halk yığınları da birer balçık yığını ya da kuru ot değildir.Onlar şimşeği meydana getiren bulutlardır.Eğer bulutlar elektrik yüklüyse,şimşek çakar;eğer bulutta elektrik yoksa şimşek hiç çakmaz.”
Aynen Türk milletinin Kurtuluş Savaşı sürecinde olduğu gibi.Eğer ki bu yüce milletin yüreğinde Kuvayi Milliye ruhu olmasaydı Atatürk tek başına kazanabilir miydi!?Bu millettin ruhunda öyle bir elektrik yüklüydü ki yedi cihana meydan okuyacak kadar cesaretli bir kahraman çıkardı,o Mustafa Kemal Atatürk’tü.
Gelelim 1968 kuşağına…Türk gençliği emperyalizme boyun eğmeyen,Kemalizm’in yolunda olan bir gençlik vardı.Ve o gençlik içinden öyle üç fidan çıktı ki onlar tam bağımsız Türkiye için çabaladılar.Onlar Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’dı.Tarihler 6 mayıs 1972’yi gösterdiğinde bu üç fidan idam edildi.Ve artık 6 Mayıs Türkiye için kara gündü.
Ve yıl 2009.Peki ya şimdi!?Halen elektrik yüklü bir bulut muyuz güçlü bir şimşek çakacak kadar?Yoksa balçık yığını gibi durup gökten bir kurtarıcı gelmesini bekliyoruz?!!
Ne dersiniz…Hangisi?
















Bravo, bu yürekli ve duyarlı yazınız için. Hepimizi tek tip haline sokmaya çalışıyorlar. Ama sizin-bizim gibi yazanların, çoğunluk olduğunu gördükçe daha da umutlanıyorum- yanlız olmadığım için-
Saygılarımla,