
Malum havalar sıcak, insanın canı ver kolayı karpuzu, uzan ilk bulduğun serin yerde diyor. Bu yüzden olsa gerek uzun uzun Muhibbiler’e yazmaktansa, Twitter’a takılıyorum . Kısa ve basit cümleler kuruluyor , yeni kişiler tanıyor , yeni haberleri duyuyorsunuz. Olurda merak eder takibe takılmak isterseniz beklerim. (Hande’nin Twitter’ı için buraya tıklayın)
Birde RenkAhenk var halen paylaşmadığım; kısaca bahsetmeli ondanda… RenkAhenk bir topluluktur ve her buluşmasında paylaşımın , sohbetin olduğu , öğrenilenlerin paylaşıldığı bir ekiptir. Daha çok referansla genişleyen RenkAhenk’i ekip blogunda da tanıyabilirsiniz… (renkahenktoplulugu.blogspot.com)
Son notumda Cihancavusoglu.blogspot.com için. 1-1,5 yıldır atıl olarak duruyordu blog; şu sıralar birkaç yazı paylaştım ve CV mi ekledim. Malum iş arıyorum . İlerleyen dönemler pazarlama ve kişisel gelişi konularındaki paylaşımları arttırmayı düşünüyorum; bakalım…

Birde ilginç bir kitap bilgisi vereyim. İnternette araştırma yaptım hakkında çok şey yazılıp çizilmiş, yeni bir şey söyleme imkanım yok ama duyurmalı dedim. “Kokoloji” isimli bir kitap var, Japon’da 4 milyon adet sattı diyor kapağında. Küçük küçük hikayeler var ve her hikaye sonunda sorular sorup yanıtlamanızı istiyor. Yanıtlarda doğru yanlış yok. Kendinizce yanıtlıyorsunuz ve karakter analizinizi yapıyorsunuz. Eğlenceli bir kitap ,hele ki yaz akşamları arkadaşlarınıza oturmuş eğlenecek bir şeyler arıyorsanız ,çok fazla geyik muhabbeti çıkabilir =)
Örnek bir hikaye verelim:
“Masanızın üstü bitmemiş işlerle dolu. İş arkadaşlarınız çoktan evlerine gitmiş. Saate bakıyorsunuz. İşleriniz hiç bitmeyecek diye mi düşünüyorsunuz? Ya da profesör dünyanın en sıkıcı konusu hakkında üç saatlik derste konuşmasını sürdürüyor. Defterinizde karalama yapmak için hiç boş yer kalmadı. Ve dersin sadece yarım saati geçti. Beklemek kimi zaman herhangi bir anlık acıdan çok daha özel bir tür işkencedir. Can sıkıntısı ve bunalma bir araya geldiğinde en sağlam insanı bile paniğe uğratabilir.
1. Hiç sonu yokmuş gibi görünen ıssız ve geniş bir çölde bir deveye binmiş gidiyorsunuz. Yorgunluktan bitap düşene kadar deveyi sürdünüz. Sizi taşıyan deveye hangi sözcükleri söylersiniz?
2. Tam susuzluktan öleceğinizi düşünürken çok güzel bir vaha göründü. Ama birisi sizden önce oraya varmış. Bu diğer yolcu kimdir? Tanıdığınız birinin adını veriniz.
3. Çölde zaman çok yavaş geçiyor ve uzaktan bir kasabanın ışıkları görünene kadar sanki asırlar geçti. Nihayet varacağınız yere geldiniz. Yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde neler hissediyorsunuz?
4. Uzun zamandır üzerinde ilerlediğiniz deveyle ayrılma zamanı geldi. Deveden inerken yeni bir sürücü geliyor ve sizin kalktığınız eyere oturuyor. Yeni binici kim? Hayatınızdaki bir başka kişiyi seçiniz.
Anahtar:
Buradaki çöl ve deve teması kişisel bağımsızlık yolculuğunu sembolize eder. Bu senaryo sizin sevgilinizden ayrılmanız durumundaki duygularınızı açığa çıkarır. Cevaplarınız, yollarınızı ayırma vakti geldiğinde nasıl tepki vereceğinizi gösterir.
1. Deveye söylediğiniz sözcükler aşkın bittiğini fark ettiğinizde kendi kendinize söyleyebileceğiniz şeylerdir. Şöyle cesaret verici sözler mi söylediniz? “Bir şekilde başaracağız!” ya da “Merak etme, bu sonsuza kadar böyle gidemez.” Yoksa karamsar bir havanız mı vardı? “Kaybolduk, hiç umut yok, sanırım burada öleceğiz.”
2. Psikoloji terminolojisinde vaha, kişinin sorunlarını çözmesini sembolize eder. Burada karşılaştığınız kişi sizi rahatlatmış, size yardım etmiş ya da ileride ihtiyacınız olduğunda yardımını isteyebileceğiniz birisi olabilir.
3. Yolculuğun sonunda vardığınız kasaba kırık kalbiniz iyileştiğinde duygularınızın yeniden yola girmesini sembolize eder. Kasabaya vardığınızda hissettikleriniz biten aşkınız hakkındaki gerçek hislerinizdir.
4. Yeni binici sizin gizlice rekabet, kıskançlık hisleri beslediğiniz ya da için için kızdığınız birisidir. İsmini verdiğiniz bu kişi aşkta bir rakibiniz mi, yoksa bir zamanlar kalbinizi kırmış olan birisi mi?















