
Kurtlar Vadisi Gladio filmine gitmeyi hiç düşünmediğim halde dün ne hikmetse kendimi kontrolsüzce perdesinin karşısına attım =P Daha blogu ilk açtığımız zamanlarda Kurtlar Vadisi dizisi ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Karmaşık duygularımı anlatmakta pek başarılı olamadığım o yazımda demek istediğim aslında şu idi; bir dizi bu kadar fenomen haline gelirse , o dizi kullanılır. Bir film olmaktan çıkar, toplumu tütsüleme mekanizmasına döner.
Bu sebeplerden ötürü de Kurtlar Vadisi Gladio filmine gitmeyi düşünmedim. Zira halen sürmekte olan bir dava var ve o davanın aylar sonra suçsuz bulup bıraktığı bir sürü kişi var. Bu çok acı bir durumdur. Trajedidir. Bir kişi suçluluğu ispatlana kadar suçsuzdur düşüncesi tepetaklak eden ve “suçsuzluğu ispatlana kadar herkes suçludur” a çeviren bir hal almıştır. Dava konusu olan hususta sonsuz destek sunan Cüneyt Ülsever dahi şöyle bir değerlendirmeden bulunmuştur: “Bir çok insanın orada neden bulunduğunu halen anlamış değilim , bu insanlara yazık oluyor”
Türkiye tarih boyunca bu tip davaları sık sık yaşamış . Kimi zaman Turancılık kimi zaman kominist ideoloji yargılanmış. Bu tip davaların toplum desteğinden yoksun sürmesi zordur. Dolayısıyla Kurtlar Vadisi dizisine hep çekimser yaklaşmışımdır. İlk mafya hikayelerinin anlatıldığı Kurtlar Vadisinin tamamını izlememe rağmen.
Her neyse işi siyasal boyuttan biraz sanatsal boyuta çekelim artık. Sadece bir sanat eseri olarak izlerseniz , 4-5 karakter ile oldukça başarılı bir film olmuş diyebiliriz . Kurgusu , aksiyonu , geçişleri ile son derece başarılı . Ancak filmi izledikten sonra izlemeden önceki çekincelerim geçti mi ?
Kocaman bir HAYIR
Zira bir çok karakter birebir olarak gerçek yaşamdan alınmış. Yani Turgut Özal yine Turgut Özal , Tayyip Erdoğan yine Tayyip Erdoğan . Sadece ihanet ile suçladığı kimselerin isimleri gerçek yaşama kinaye yapar cinsten seçilmiş durumdaydı. Ama bu kişiler gerçekte kim olduklarını çok bariz bir şekilde gösteriyordu. Buda sanat eserinin insanı düşündürmesi , bir şeyler katması özelliğini törpülüyor .
Bak güzel kardeşim bu Ahmet hain !
Bu Mehmet aslında iyi !
Sen bunu sev , buna gıcık kap gibi bir havası var .
Bu eser şuan ne kadar ciro yaptı yada kaç bin kişi tarafından izlendi hiçbir fikrim yok . Ama var sayalım ki çok iyi ciro ve çokta sağlam izlenme rakamı yakaladı ve tüm herkes filmin dediği gibi düşünerek çıktı dışarı; o vakit başarılı bir eser sayılabilir mi ? Bence sayılamaz , aksine tezim desteklenir ve film düşünceyi desteklemeyen sadece didaktik komutlar veren bir eser olarak kalır.
Ancak şu da düşünülmesin , film boyuna bir tarafa giydiriyor , diğer tarafı yüceltiyor . Böyle bir şey yok ! Ana karakter Musa Uzunlar özellikle son karede çok dikkate değer mesajlar veriyordu . “Laboratuarda denenen yöntemlerle bu ülkeyi test ediyorlar ancak tutmuyor , şimdiden yeni Osmanlıcılık çıkardılar ama yine tutmayacaktır” diyordu. Bahsettiği konunun satır arasında ben şu mesajı anladım: “Emperyalizmin tarafı yoktur. Başarılı olmak için hem kaybeden taraftadır hem de kazanan taraftadır . Dolayısıyla taraftar olmak yerine , düşünen insan olmak ve olayları öyle görmek gerek”
















Bu filmin tek yanlı bir propaganda filmi olduğunu düşündüğüm için gitmeyi düşünmedim,gitmedim,herhalde gitmeyeceğim.Musa Uzunlar’ın Kurtlar vadisi dizisindeki müthiş oyunculuğunu biliyorum ve yine büyük bir oyunculuk resitali sunmuş olduğundan eminim.
Bunu sadece film diye dizi diye düşündüğümüz takdirde hiçbir sorun yok;ama bizim yakın tarihi Hatırla Sevgili,Bu Kalp Seni Unutur mu,Kurtlar vadisi v.b dizilerden öğrenmeye meraklı;bu dizilerin tak yanlı beyin yıkamasına maruz kalan,okumayan,sorgulamayan insanlarımız diziyi,dizideki olayları gerçekle birebir sanabiliyor,Kurtlar Vadisindeki Çakır öldü diye gazetelere ilan verip maçlarda saygı duruşunda bulunabiliyor.Yine askerlerimizin başına geçen çuvalın intikamını Türk Rambosu,yenilmez,ölümsüz şövalye Polatımız,Kurtlar Vadisi Irak filminde Amerikalılardan alıyor ve seviniyoruz, böbürleniyoruz,yitirilen onurumuzu kazanıyoruz!
Filmle ilgili okuduğum yorumlara göre filmde Özal’ı Gladyo öldürüyormuş.Bu gerçekliği kanıtlanmayan iddianın,komplo teorisinin gerçekmiş gibi gösterilip; dezenformasyondan,manipilasyondan beyinleri dumura uğramış insanların kesin kanılara sevkedilmesi, süren ve hukuki değil siyasi olduğu şüphesi taşıyan dava ile ilgili filmin yargıçlık yapması doğru değil.
Türkiye’de yakın tarihi objektif bir biçimde anlatan film,dizi ve kitaplara çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum;ülkemizde yazılan kitapların,yapılan dizilerin,filmlerin çoğu tek yanlı oluyor ve sadece kendi siyasi görüşü açısından olaylara bakıyor.Türkiye’de devlet içindeki çetelerin,derin devletin,mafyavari,masonik yapılanmanın,bunların işlediği cinayetlerin ifşa edilmesi gerekir;bu film bunu belli bir siyasi görüşe yaranmaya çalışmayıp,belli bir siyasi görüşü,suçu ıspat edilmemiş kişileri ya da devleti devlet yapan kurumları kötülemeden,gerçeği saptırmadan,süren Ergenekon davası ile ilgili bilgi kirliliği,kafa karışıklığı yaratmadan yapmışsa takdir ederim.