top-image

ONCEKI YAZILAR

“Bu kitap gençler için hazırlandı. Hani bilgiyi hap gibi yutmak isteyen, kitap okuma alışkanlığı 70 yıllık politikalarla yok edilen kardeşlerime, okumaya araştırmaya başlangıç olsun , heves aşılasın umuduyla ART (Avrasya TV) de yayınlanan Dünya Düzeni programını kitaplaştırdık

“Hangi Dünya Düzeni?” İle Amerika’nın ortaya attığı “Yeni Dünya Düzeni” tanımını sorgulamaya çalıştık. Görülüyor ki, küresel masonik çetenin “Yeni Dünya Düzeni” olarak tanımladığı düzen, aslında çok uluslu şirketlerin ulaşmak istediği dünya diktatoryasıdır!

Bu çete son 70 yılda amaçladığı yolda önemli adımlar attı… Aslında hep aynı metodu uyguladılar ve o metoda “demokrasi” adını taktılar…” (Sayfa 145)

Alışılmıştan farklı olarak bu sefer bir kitap tanıtımına son sözüyle başlamayı yeğledim. Banu Avar’ın Hangi Dünya Düzeni isimli kitabını en güzel tanımlayabilecek cümleler burada gizliydi çünkü… Çok basit , herkes anlaşılabilecek kadar sade bir dil ile yıllardır neden ekonomik sıkıtılar yaşıyoruz , batı nasıl oluyor da hep daha ilerde , bizler neden sorunlarımızı bir türlü aşamıyoruz , demokrasi adı altında bir buçuk milyon insan öldürülüyor ve dünya buna nasıl alkış tutuyor , neden sürekli aynı adamlar farklı görevlerde, nasıl oluyor da hep güç odaklarının başında onlar oluyor gibi soruların yanıtlarını bulabileceğiniz bir eser.

Kısa kısa alıntılarla tanıtıma devam edelim :

“…Bugün dünya küresel bir finans çetesi tarafından yönetilmektedir. 29 Temmuz 1921 de New York’ta kurulan Dış İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relation - CFR ), tek dünya devletini hedeflemişti. Ünlü Rothschild’ler de, Rockefeller de, Morgan da kurucu üyesidir. Tüm Amerikan başkanları finans kurumlarını yönetenler, Dünya Bankası başına geçirilenler, Birleşmiş Milletleri yönetenler, Dış İlişkiler Konseyi ile bağlantılıdır. Kissenger da , Holbrooke da, baba oğul Bushlar da , Clinton da, Kennedy de, Obama da adamlarıdır. Yeni dünya düzeni en tepedekilerin kurguladığı bir düzendir. İstenen tek kültürlü, tek hukuklu, tek ordulu, tek bayraklı, tek dinli bir dünya devletidir. Bu devlet masonik bir yapı tarafından yönetilecektir….” (Sayfa 25-26)

…devamini oku

Oturup yarınları düşündüğüm vakit , bir çok hayal kurarım . Şunu yaşamalıyım , buraya gitmeliyim , bunu yapmalıyım…. Ancak bugünkü dünya , kurduğumuz bu hayallerin gerçekleşmesini engelleyecek şekilde tasarlanmış . Bizler bu yaşama tutuklu kaldıkça hayallerimizden ve umutlarımızdan sıyrılıyoruz .

2009′da üç ayrı dalda Oscar ödülünü alan Revolutionary Road (Türkiye’de gösterimdeki adı Hayallerin Peşinde) filmi bir partideki şu repliklerle başlıyor :

-         Ne işle uğraşıyorsun ?

-         Aktris olmaya çalışıyorum , sen ?

-         Liman işçisiyim

-         Hayır gerçek anlamda diyorum

-         Gerçek anlamda diyorum zaten

-         Önümüzdeki pazartesi başlayacağım , şuanda daha cazibeli bir işle uğraşıyorum

-         Ne gibi ?

-         Bir kafeteryada gece kasiyeriyim

-         Nasıl para kazandığından bahsetmiyorum. Yani , nelerle ilgilenirsin ?

…devamini oku

Ahmet Ümit’in romanlarından okumadığım bir tek “Kar Kokusu” kalmıştı ki, o da artık okunup kütüphanemde yerini alanlar arasına katıldı.

Kar Kokusu 1998 yılında yayınlanmış . Sis ve Gece’den sonraki ikinci kitabıymış . Kitabın konusu Ahmet Ümit’in eğitimi için Moskova’da geçirdiği günlerden beslenmişe benziyor . Başarılı bir kurgu ile hazırlanan kitabın konusu kısaca şöyle özetlenebilir; Moskova’da Uluslararası Leninizm Enstitüsünde eğitim gören TKP’li gençlerden birinin öldürülmesiyle gerilmiş bir ortamda, KGB’nin iki istihbaratçısı Viktor ve Nikolay ile eğitmen Leonid’in katili bulma çabalarının konu edildiği romandır.

…devamini oku

İki üç hafta önce bir dost meclisindeki sohbette , bugüne kadar her insanının en az bir kez olsun söylediği , o klasikleşen konuya değinmiştik;

“insan neden hep mutlu olmaz yada yaşam insanlara neden hep mutluluk tattırmaz ?”

Hemen hemen bu kelimelere benzer şeyler söylemiştim o gün :

“Mutluluk mutsuzlukla beslenir. Bir yerde siyah varsa beyaz parlaktır. Karanlık varsa aydınlık beklenendir. Mutluluğu var eden yaşadığımız mutsuzluklardır.”

Yapılan tatlının en güzel yanı tencerenin dibinde kalan değil midir ?

Azdır ve dibini kazıya kazıya iki kaşık anca çıkarmışızdır. Emin olun dolu bir tabak tatlıyı daha güzel yapan ancak o tencerenin kazınmasından sonraki andır…

Elbet acı olan , mutsuzluk veren arzu edilen değildir ama neylersin ki insan aklı ancak kaybetmekle fark ediyor birçok şeyi…

*                  *               *

Dün , 18 senedir ekmeğini yediğim , sohbetini dinlediğim , sevgisini hissettiğim , kardeşim bildiğim Melis kardeşimin annesi Zuhal teyzemi ebedi yolculuğuna yolladık.

Aklın durduğu , yüreğin hissetmediği , gözün kurumadığı anlardaydık…

…devamini oku

Bir insanı büyük adam olarak anmak için üç şart vardır;

* O kişinin kendi idealleri, hayalleri olmalı

* O hayalleri gerçekleştirip , başkalarına da kabul ettirmeli

* Kendisinden sonra da gerçekleştirdiği eserleri yaşamaya devam etmeli.

Bu tanımlama bir televizyon programında Hakkı Devrim tarafından yapıldı ve ardından şöyle ekledi Hakkı hoca : “Bugünkü dünyada bu tarife uyan tek siyasi lider Mustafa Kemal Atatürk kalmıştır”

Son derece haklı bulduğum bu tespitlerle beraber , bizler biliriz ki , her fani ölür ama kimileri öldükten sonrada eserleriyle yaşar. Hani unutan eden varmış bunları birkaç cümle ile özetlersek eminiz ki onlarda hatırlarlar…

Mustafa Kemal Atatürk , yaklaşık üç yüz yıl savunma yapan , Viyana kapılarından beri gerisin geri gelen bir milleti tekrardan toparlayıp , emperyalist devletlere karşı mücadelede ilk kez başarılı olan kumandandır…

Mustafa Kemal Atatürk savaş sonrası sayısız devrimlerle , düşmanlarınca dahi saygı duyulan medeni devleti yaratan devlet adamıdır…

Mustafa Kemal Atatürk’ü maddesel olarak algılarsak ona karşı yapacağımız en büyük kötülüğü yapmış oluruz . Zira ölenle ölünmez diyen düşünce de Mustafa Kemal Atatürk’ü yalnızca bir insan olarak görmüştür. Tenden ibaret kabul etmiştir.

Oysa Mustafa Kemal düşüncedir , bağımsızlık ışığıdır, onurlu dik duruşun simgesidir.

Mustafa Kemal zihinlerde ışıktır.

Mustafa Kemal ilericidir. Çağına ayak uyduran değil , çağ atlatandır.

Mustafa Kemal bağımsızlıkçıdır. Özgürlüğü hiçbir şeye değişmeyen , onu karakteri kabul edendir.

Mustafa Kemal düşüncedir. Ölüm kalım savaşı olan Kurtuluş Savaşını dahi ortak aklın mekanı meclis ile yönetmiştir. Savaş sonrası şimdi daha büyük savaşımız var; artık cehaletle mücadele zamanı diyendir… Aklı düşünceyi bireye rehber edendir.

Mustafa Kemal özgür düşünceyle beslenen , ateşli yüreklerde , bağımsızlık sevdalısı , Türk aşkıdır…

…devamini oku

Çocuğun yetişkinliğe adım attığı dönemdir , ergenlik çağı. Vücudundaki değişikliklerin yanı sıra düşüncelerinde ve karakterinde de değişimler yaşanır bu dönemde. Bir imajın , bir akımın taraftarı olmak ister; düşünceleri ve isteklerinin olduğunu herkese bildirmek istercesine hem de…

Çevresi yabancı müzik dinlerse, genç adamda dinler ve kendi dilinin müziğinden hoşlanmayabilir, zira kusursuzca o düşünceye ait olmalıdır. Mutlu olduğu çevre bunu yapıyorsa mutluluk ancak odur, başka alternatif aramak saçmalıktır.

Çevresi vatan , bayrak , millet yada özgürlük , sosyalizm , halkların kardeşliği derse, genç adam siyasete dalar. İki slogan ve üstüne iki satır yazı okur dünyayı çözer sistemi çözer. Kimseye ihtiyacı yoktur onun . İdealleri ve o ideallerini gerçekleştirecek ideolojisi vardır.

Çevresi ağır abi doludur. Üstelik onları mahalleli de çok seviyordur . Konu komşunun namusuna laf ettirtmez , gerekirse ağız burun dağıtırlar , takdir toplarlar ahaliden. Genç adam onu görür ve yaka bağır açılmaya başlar. Sokaktaki abisi Polat kendisi bir anda Güllü Erhan olur çıkar…

Çevresi o şehrin takımının maçına gidiyordur; sportmenlikleri şüphelidir ancak taraftarlıkları su götürmez HARRRBİ delikanlılıktır… Genç adam bunu görür, çeker yanaklara boyaları gider tribüne, hakemin anasıyla ilişkiye girer , yedirmez kulübünün hakkını o deyyus düdüğe… Çıkışta yeri gelir sevinçten , yeri gelir hüzünden çakar kafayı rakip taraftara; kimi zaman pataklar kimi zaman pataklanır ama delikanlı taraftardır, kanıda canı da fedadır takımına…

Genç adam gibi algılarsan hayatı siyah - beyaz görürsün her şeyi. Bir şey ya doğrudur ya yanlış, bir şey ya haklıdır ya haksız… Taraf olmak bir yanı seçip oradan bakmaktır , şüphe duymadan olduğun yerden , sorgulamadan , sorumsuzca…

…devamini oku

Page 2 of 42:« 1 2 3 4 5 »Last »
bottom-img