top-image

ONCEKI YAZILAR

İlk kez bu kadar uzun bir gezi yazısı hazırlıyorum . Çok fotoğraf bir o kadar not ve güzel anılarla geçen hafta sonumu paylaşacağım bu yazıyı , uzun olması sebebiyle kendi içinde parçayalıp kategorileştirdim . Şuan okumakta olduğunuz bu yazı Fethiye ‘ye ilk gidiş günümü içermektedir. Diğer yazılarımda Göcek ve Göcek Adası , Saklıkent , Tekne Turunu bulabileceksiniz . Toplu olarak hepsini okuduğunuzda Fethiye ve çevresi hakkında detaylı bir bilgi edineceğinizi zannediyorum .

Kendi aracınızla gittiğiniz vakit hiç zorlamadan 4,5-5 saatte İzmir’den Fethiye’ye ulaşabilirsiniz . Ancak yol üzerinde saç kavurma ve gözleme yazıları ve Çine’de çöp şişçiler sıra sıra , hiç durmadan gitmek biraz zor gibi =) Yatağan Gökova arasında yol çalışmaları var . Bu sene gitmeyi düşünenlerin daha dikkatli olmalarında yarar var .

Fethiye’ye tahminen 45-50 km kala bu doğa harikası yerde durmadan geçmeye de izin vermiyor yol . Katrancı sakin gizli bir koy . Doğa harikası bir yer . Biz ancak üstten geçerken fotoğraf çektik . İşte o fotoğraflar :

Fethiye’ye bu 5. gidişimiz . Hiçbir akrabamız falanda yoktu bize orayı alıştıran ama iki sebep bizi bağladı . Birinci sebebi ilerleyen yazılarda fark edeceğiniz şey olan Fethiye’nin başka hiçbir yerde olmayan doğa harikası bir yer olması . İkincisi ise böylesine güzel bir yerde zaman geçirirken huzurlu ve rahat olmamızı sağlayan California Apart Hotel . Aile işletmesi olan bu yerde çok rahat edeceğinizi temin ederim . Bahsettiğim bu yer tam Fethiye’de olamayıp Fethiye merkeze 16-17 km Ölüdeniz’e 3 km mesafede bulunmakta  . Bulunduğu yer Hisarönü olarak bilinmektedir ve Fethiye merkezden kat kat daha canlı hareketli bir yerdir .

…devamini oku

Hatırlıyorum bir ara haberlerde sık sık çıkardı , çöp ev belediye tarafından temizlendi haberleri . Artık ya insanlar kağıt toplamıyor yada haber değeri taşımıyorlar .

Eve kağıt toplayacak kadar abartılı olmasa da bir çok insanın duygusal bağı vardır kağıtlarla .

Atamazsın kolay kolay , önemsiz kağıtları dahi .

Ders notları atılmaz mesela , kolilenir kaldırılır . Okul yaşantın boyunca kendi ders notlarından bir ders geçemeyen adam , kendi notunu saklar kaldırır . Yada fotokopileri atamaz .

Kaçınız hatırlar bilemiyorum . Bende hayal meyal hatırlıyorum zaten . Annanemlerin eski evin tabanı tahtaydı . O tahtadaki delikleri kağıtla tıkarlardı . O kağıdı çıkardın mı alt kattaki ev görünürdü =) O kağıt parçası mesela bir mahremiyetti .

Yine eskilerden geldi aklıma . Kömür sobasının altına gazete serilirdi küller halıya gelmesin diye . Aynı haberi bir senede kaç kere okurduk can sıkıntısından kim bilir =)

Soba deliği kapatılır , masanın dengesiz ayağına konur . Hatta o kağıt masa ile bütünleşir . Masa nereye giderse o kağıt konur altına .

…devamini oku

Emre Kongar - Tarihimizle Yüzleşmek isimli kitap okumasını son bitirdiğim eser . Kitap çok basit elde edilebilecek kaynaklarla resmi tarihin ve gayri resmi tarihin , eksik , yanlış veya abartılı verdiği konulara değinmiş . Tarihi sıkıcı bulanların dahi beğenerek okuyabileceğini düşündüğüm kitabın başında Emre Kongar , kitabı yazma sebebini şöyle açıklıyor :

“Ben bir tarihçi değilim, bir toplumbilim öğrencisiyim.

Bu kitapta yazdıklarımı, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine de dayandırmadım.

Tam tersine, yazdıklarımı, başta İslam Ansiklopedisi ve Türk Ansiklopedisi olmak kaydıyla, herkesin bildiği, herkesin her an ulaşabileceği, güvenilir kaynaklara dayandırdım.

Pek çok bölümde, yararlandığım kaynaklan da belirttim.”

Toplam 233 sayfa . Elimde bulunan kapakta 10 YTL yazıyor ancak ben eski kitapçıdan 5 liraya aldım . (Üçyol’da yeni bir eski kitapçı buldum bide =) )

Daha önceden demokrasimizle yüzleşmek isimli kitabını da okuduğum Kongar’ın kitapları genellikle sıkıcı konuları dahi akıcı bir dil ile yorumlamaktadır .

Kitapta özellikle not aldığın birkaç yeri paylaşayım :

* İlk Devalüasyon - Fatih Sultan Mehmet

“Osmanlı tarihinin ilk devalüasyonunu yapmış, yani paranın değerini düşürmüştür.

Böylece merkezi yapıyı güçlendirmek ve genişletmek için gereken finansmanı sağlamıştır.

Bilindiği gibi Osmanlı’nın paranın değerini düşürme yöntemine tağşiş deniliyor:

Mağşuş yani tağşiş edilmiş sikke, ya küçültülmüş ya da içine bakır karıştırılarak gümüş gramajı düşürülmüş akçe. Tabii herhangi bir tağşiş işlemi yapıldığında Galata bankerleri derhal bu durumu fark ediyor ve Osmanlı parasının Batı devletlerinin altınları karşısındaki değerini düşürüyorlar; böylece devalüasyon ortaya çıkıyor.”


Şevket Pamuk diyor ki, “Tağşişi en çok sevenler, merkeziyetçi ve reformcu Padişahlar. Osmanlı’da ilk tağşiş, Fatih Sultan Mehmet çocukken birinci kez tahta çıktığında yapılıyor. Sonra Fatih, her on yılda bir tağşiş yapıyor. Bir başka büyük tağşiş II. Mahmut zamanında yapılıyor örneğin.

“O zamanlar enflasyona karşı güvence sağlayan, faiz ve benze-ı i kurumlar yok. Bu nedenle sabit gelirliler yani esnaf ve yeniçeriler çok zarar görüyor. Bir tağşiş sırasında 1 duka altının değeri 18 akçeden 44 akçeye çıkartıldığında, yeniçerilerin maaşı günde 1 akçe. Bunun üzerine yeniçeriler Edirne’de bir tepede toplanıp olayı protesto ediyorlar ve maaşları günde 3,5 akçeye yükseltiliyor. Edirne’deki bu tepenin adı bugün de ‘Buçuk Tepe’.”

…devamini oku

Eylül 18 Muhibbiler ‘in doğum günü . Tam bir ay var yani . Ama güne kadar beklemeye gerek dedim ve yeni temamıza 1 ay önceden geçtik . Bir önceki temamıza nazaran oldukça sade . Kişisel blog içeriğine daha çok uyan bir tema . Arka fonun renkli olup sadece yazı kısmının beyaz olması gözü dinlendiren bir özellik .

Üstelik bu temada bir başka özellik daha katıcaz . Şu üst tarafta 150*1000 boyutlarındaki resmi , günün anlamına , bizlere göre önemine göre sürekli değiştiricez . Doğum günü , askerlik uğurlaması tebrik gibi konularda yazılar yazıyorduk ama bu yazılar hem kısa kalıyor hem de görüntü açısından zayıf kalıyordu kanımca . Şimdi daha renkli olacak tepkilerimiz =)

Lafı uzatmaya gerek yok sanırım . Yeni temamız hayırlı uğurlu olsun =))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

bottom-img