top-image

ONCEKI YAZILAR

twitter - semaankarali

İki - iki - iki bin on iki, İzmirli’nin çocuksu tebessümle uyandığı sabahın tarihidir. Kimimiz işe gitmek, kimimiz okulumuza yetişmek için yine o sinir bozucu alarmın sesi ile uyandı.

Dün gibi, önceki gün gibi yada daha önceki günler gibi…

Sıcacık yataktan çıkıp oflaya puflaya yüzünü yıkamaya giderken, gözü cama ilişti ! Sis dese değil, yağmur hiç değil. “Yoksa !” diyip şüphe ile yaklaşınca cama ne monotonluk kaldı, ne de sıcak yataktan kalkmanın isteksizliği.

Ağır aksak hareket eden o insan, birden bire kazağına hangi kolunu sokacağını bilemez hale geldi. Saç baş yapmak mı? Ne gerek var ki? Az sonra nasılsa bir kar topu kafasında patlayacak ve vereceği emek heba olacaktı. …devamini oku

“Cariyenin gelini Nurbanu”; daha önce bloğumuzda yorumlanan “Moskof Cariye Hürrem” ve “Cariyenin Kızı Mihrimah” kitaplarının üçüncüsüdür. Demet hanımın kitaplarını okuyan biri olarak yazım tarzının her kitapta aynı olduğunu belirteyim. Kitaptaki kronolojinin diğer kitaptakilerle aynı olduğunu da.

Belgesel yapımcısı olan Demet hanımın uzun süre yaptığı bu meslekten bir şeyler öğrenmiş olmasını umardım. Çünkü belge niteliği taşıyan programlar yapmak, doğruluğu saptanan ve kaynağı gösterilen işler yapmak demektir. Fakat yazar yazmış olduğu beş adet kitabın hiç birinde bir kaynak göstermediği gibi okuyanları ciddi yanılgılara düşürecek cümleler yazmıştır. Zaten ilk iki kitabını okuyunca yazarın kendisi ile ne kadar çelişkiye düştüğünü hemen anlıyorsunuz. Daha önceki yorumumda da belirttiğim gibi kendini tekrar etmekte olan bir yazardır. Daha da üzücü olanı yaptığı işin ciddiyetinin farkında olmamasıdır; zira kendisi bir röportajında bu kitapların hayal ürünü olduğunu söylemiştir fakat kitaplarda gerçek kişi ve olaylara yer vermekten çekinmemiştir. Tarih hayal edilerek yazılacak kadar basit bir olgu değildir.

…devamini oku

Yazar Tuna Kiremitçi’nin “A.Ş.K neyin kısaltması?” isimli kitabını zevkle okuyarak bitirdim. Kitap hakkındaki yorumumu kısa zaman içinde burada paylaşırım (geleceğe not: paylaştığımda burada bir link olacak ona tıklayıp okuyabilirsiniz) ama yorumdan önce, kitapta adeta hayran olduğum bir taşlama bölümü oldu, onu paylaşmak isterim.

Tüm öğretilerde insanı anlamanın, önyargısızca iletişim kurmanın güzellikleri sıralanmış ve doğru insan olmanın yolunun, bunları uygulamakta olduğundan bahsedilir. Ama günlük hayatta bunu uygulamaya çalışan kişi, çevresindeki insanlara rehber olamadığı gibi, aksine her şeyin üstüne geldiğini, anlaşılmadığını hatta çok daha kötüsünü düşünerek stres yüklenebiliyor.

Tuna Kiremitçi  “önyargının faydaları” isimli yazısında tüm bu kaygılardan arınmış insanı anlatıyor. Sorumsuz olabilmenin, kaygısız olabilmenin rahatlığını anlatıyor. Muhtemelen çıkış noktası “akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin” sözüdür.

İşte o yazı:

1- Ömrü uzatır

Araştırmalar, her konuda en az bir önyargı sahibi olan insanların daha uzun yaşadığını ortaya koyuyor.

Nedenleri hakkında çeşitli varsayımlar var. Birleşilen noktaysa şu: önyargı sahibi olmamak çok yorucu bir şey. Resmen ömür törpüsü. Her konuda düşünerek. karar vermek fazla miktarda sabır ve enerji gerektiriyor. Bir insan hakkında düşünce üretmek için onu tanımak zorunda olmak,bir kitabı değerlendirmek için oturup yüzlerce sayfa devirmek şu üç günlük dünyada uğraşmaya değmeyecek işler. .

Oysa iyi bir önyargının bizi bütün bu zahmetlerden kurtardığını söylemeye gerek var mı? Önyargı zırhını kuşandık mı gerçekliğin okları bedenimize işlemiyor. Biz de uzun yıllar boyunca, mutlu bir yaşam sürüyoruz.

…devamini oku

Sanırım aramızda LOST u izlemeyen yoktur. Lost’un yazarlarından J.J. Abrams kendi yapım şirketi olan BAD ROBOT ile FRİNGE  dizisinden sonra şimdi de ALCATRAZ dizisiyle bizleri ekrana kitleyecek. FRİNGE dizisinden sonra dediysem Fringe bitmedi takip edenler bilir. J.J. Abrams yine fantastik yine gizem dolu bir dizi ile anlaşılan adından bir kez daha uzun süre bahsettirecek. Dizi ABD de Pazartesi akşamları yayınlanacak 48 saat sonra Digitürk Dizimax’da ekrana gelecek. Önce dizinin tanıtım yazısını akratalım daha sonra mini bir yorum yapalım ilk 2 bölüm hakkında.

J.J. Abrams, “Alcatraz”la bu kez zamanının en azılı suçlularını barındırmış olan Alcatraz Adası’ndaki ünlü hapishaneye davet ediyor bizi… San Francisco Polis Departmanı’ndan Dedektif Rebecca Madsen’ın bir cinayet mahallinden aldığı parmak izi, ilginç bir gerçeği ortaya çıkarır. Parmak izinin sahibi Jack Sylvanne’ın 50 yıl önce Alcatraz’da ölmüş olması gerekmektedir. Madsen, Dr. Diego Soto ile bu esrarengiz olayı araştırmaya girişir… Gizem, gerilim ve aksiyonu buluşturan dizide Sarah Jones, Sam Neill ve Jorge Garcia başrollerde.

…devamini oku

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

bottom-img