top-image

ONCEKI YAZILAR

19 Mayıs 2009 günü bir çok açıdan yazmaya değer bir gündü . Örneğin , “Bağımsızlık ışığımızın doğduğu gençlik ve spor bayramı”ydı . Bağımsızlığa açılan bayrağın gününün , gençlere bayram olarak Ata tarafından verilmesi başlı başına bir yazıya sebep olabilecek değerde olsa da dalasım yok derin mevzulara . Bayramımız kutlu olsun…

Yine bugün büyük Eğitim mücadelecisi Türkan Hoca’da toprağa verildi . Allah gani gani rahmet eylesin . Yaşamının son yıllarında ömrü boyunca uğramadığı kadar saldırıya uğradı gazete manşetlerinde . Ne annesini bıraktılar , ne babasını , ne okuttuğu güzel yurdumun doğusunun yoksul kız çocuklarını , onların yaşamlarını… Dile alınmayacak , söylenmeye utanılacak ne varsa hepsini dediler . Üstelik kendilerini namuslu sayanlar , ahlaklı sayanlar dediler . Biraz olsun düşünürler mi acaba bundan sonra yaptıklarının doğruluğunu yanlışını ? Hayata hangi pencereden bakarlarsa baksınlar bir insana hakaret etmenin , lekelemenin yükünü hissederler mi hiç ?

Son olarakta şahsi gündemimden notlar düşeyim yazıma .

…devamini oku

Yukarıdaki başlık,benim katılamadığım Muhibbiler Konuşuyor-2′nin tartışma konularından biriydi.Öncelikle şunu söyleyeyim;bu konuda elbette uzman değilim,bildiklerim okuduğum kitaplar ve yazılarla sınırlı. …devamini oku

İlk 3 sezonunu dvd den toplu olarak izlediğim , 4. ve 5. sezonlarını her hafta sabırla takip ettiğim Lost ‘un 5. sezonunu kapandı bu perşembe. Yine bir belirsizlikler sürüsü ile beraber tabi =) Ama 5. sezonda geçmiş sezonlardaki bir çok sorununda yanıtı verildi , yenileri yaratılırken . Kısaca bugüne kadar sezonları özetlemek gerekirse ;

  1. Sezon : karakterlerin ve adanın kabataslak tanınmasıydı .
  2. Sezon : Adanın farklı olduğunun ambarlar ile anlaşılması diğerleri ve Dharma ile ilgili küçük bilgiler
  3. Sezon : Diğerlerini derinlemesine tanıma ve adadan kaçış çabaları
  4. Sezon : Charles Widmore - Benjamin Linus çekişmesi gibi duran bir sezon oldu . Bu sezonda her şeyin onlar olduğunu sandık .
  5. Sezon : Adaya geri dönüş hikayeleri , zamanda yolculuk ve son bölümü ile büyük resmin işareti .

Büyük resim bence şu ;

…devamini oku

Hayat bir yöne akıp gidiyor. Tutunabildiğimiz sadece kuru dallar misali umutlarımız ve hayallerimiz. Uçurumdan düşerken avucumuzda kalıyor onlarda, kuru birer yaprak gibi. Boş odalarda kendi kendimize konuşuyoruz çoğu zaman;hayata söyleyemediklerimizin – belki bir gün söyleriz diye- provasını yapıyoruz. Bizi terk etmeyen yine/yalnız kendimiziz, onun dışında kalan, yalnızlıklarımız…

Şarkılar söylüyoruz kendi kendimize, boş ve anlamsız şarkılar. İçimizdeki boşlukta sinekler vızıldıyor… gecenin açtığı boşluğu doldurmaya yetmiyor hiçbir şey…

Gitmek var hepimizin aklının bir yerlerinde..her şeyi olduğu gibi bırakarak, bakkala ekmek almaya gidiyormuşçasına çekip kapıyı çıkmak… Hiçbir şeyi toplamadan, yanımıza almadan hiçbir şeyi, yalnızlığımızı odada yüzüstü bırakıp gitmek; umutları, hayalleri, en çok mutsuzlukları, mutlulukların çoğunluğunu sıyırıp üstümüzden gitmek. Bir kez olsun geri döneceğimizi düşünmeden çıkmak yola. Yolda yeni umutlar, yeni hayaller devşirebileceğimize, sil baştan bir hayat kurabileceğimize inanarak kurtulmak eski hayatımızdan, eskimiş hayatımızdan. ‘Nereye? Ne zaman? Neden?’ sorularına cevap bulma endişesi olmadan.. kirlenmiş kıyafetlerimizi değiştirir gibi; eski hayatı çıkarıp yerine bayramlıklarımızı giymek gibi yollara revan olmak. Yeni bir hayata, yeni bir şehre bakir bir sevgiyle bağlanacağımızı düşünerek beyaz bir sayfa açmak istiyoruz.

Ama zincirlerimiz bağlı, prangalarımız kilitli bu şehirde…

‘ağlayıp nâlân edip, düştüm yola tenha garip,

dîde giryan, sine püryan, akıl hayran, bihaber.’

…devamini oku

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

bottom-img