
Yazılarımın bir çoğundan kelime eksikliği , cümlelerde düşüklük gibi hatalar olabiliyor . Birçok kere bu hatalarım ya annemin yazılarımı okuduğu ana kadar ortaya çıkmıyor yada Hande’nin msn’den yolladığı gülen adam ifadesiyle belli oluyorlar . (Sanırım kadınlar daha dikkatli bazı konularda =P ) Sebebi basit aslında bu hataların . Bilgisayar başında otururken , aniden aklıma takılan bir konu oluyor ve başlıyorum hemen yazmaya . Yazı biter bitmezde yayınla tuşuna tıklıyorum . Kontrol etmeden yollanan bu yazılarda haliyle birçok hata çıkıyor .
Aslında bir çarem var , hatasız yazı yazmak için . Ama her nedense çok ender uyguluyorum bunu . Çare sindirerek yazmakta . Kalemle kağıda yazıp , defalarca okuyup sindirmekte . Bu zamana kadar birkaç yazıyı böyle yazdım ve ukalalık gibi olmasın ama gerçekten çokta güzel yazılar çıktı ortaya =)
İşte şuanda okumakta olduğunuz bu satırlarda , o ayrıcalıklı yazılarımın arasında . Sindirerek , yutkunarak yazılan bir yazı bu . Bu yazı öyle bir yazı ki size hayatımın süper kahramanını anlatıyor .


Magazinle çok haşır neşir olan biri değilimdir ancak internetten haber okuyorsanız mutlaka karşılaşıyorsunuz magazinle. Bahsedeceğim konunun magazinle çok alakası yok aslında. Neyse uzatmadan konuya dalalım 








