
Pazar günü bir gazetede dikkatimi çeken bir konu vardı. Konu “Gerektiğinde Hayır Diyebiliyor musunuz?” Belki de en önemli iletişim bozukluğu sebebi hayır diyememektir. Kimi zaman bencil görünmemek için, kimi zamanda karşı tarafın tepkisinden çekinerek “hayır”larımızı yutup içimize atıyoruz ve istemediğimiz yerlerde veya istemediğimiz hallerde kalabiliyoruz.
Hayır diyememek kendimize zarar olduğu gibi , güvenip beraber yola çıkılan kişilerle de aramızın bozulmasına sebep olabilir.
Oscar Wilde ”Sadık Arkadaş” adlı hikâyesinde zengin bir değirmencinin en yakın arkadaşı talihsiz bahçıvan Hans’ı anlatır. Zavallı bahçıvan, değirmencinin kölesiydi aslında. Değirmenci “rica” ile durmadan bir şeyler talep eder, “hayır” cevabını da kabul etmez. Eh, sonuçta Hans da “hayır” diyebilen biri değildir. Her şeyini değirmenciye verir, tüm hizmetlerini de görmektedir. Değirmencinin karısı ve çocuklarının da isteyecek bir şeyleri hep olur. Ama fırtınalı bir havada gene değirmenci için koştururken Hans’ın başına bir sürü kaza gelir. Ve ölür. Kıssadan hisse mi? “Hayır” diyememek öldürmese de süründürür.
Psikologlar, uzmanlar gerektiğinde kime nasıl hayır dememiz konusunda çeşitli çalışmalar yapıyorlarmış. Psikoterapist Emma Baskerville’ın bu konuda yaptığı araştırmanın notları şöyle:












