
İnsanlara atalarından sadece genleri mi miras kalır, yoksa anıları hatta acıları da mı? İstanbul Üniversitesinde halkla ilişkiler bölümünde çalışan Maya Duran tek düze yaşamında kendi acılarını, atalarının acılarını öğrendiğinde unutacaktır. Hem de hiç beklemediği bir anda ve Maya’nın söylemiyle; “ancak romanlarda olabilecek bir hikaye ” ile.
Amerikadan gelen profosör Maximillian’ı karşılaması istendiğinde bu durumdan pek hoşlanmayan Mayanın hayatı bir haftada değişiverir. Nazi Almayası döneminde Türkiye’ye sığınan bilim insanlarından biridir Max. 59 yıl sonra yeniden İstanbul’a dönmesinin sebebi ise büyük bir aşka veda etmek içindir. Ama sadece birkaç günlük gezi, onunla ilgilenen Mayanın kendisini bir anda istihbarat teşkilatı tarafından takip edilen, Max’ın hayatını araştırırken de geçmişini ve kendisini keşfetmesini sağlayan bir süreç haline gelir. Aslında burada en büyük tokadı okuyucu yer. Hitler dönemini herkes bildiğini zanneder ama kitaptaki detaylar şok edici. Ruslar tarafından katledilen Türklerin oluşturduğu Mavi Alay; birkaç ülkenin yok edilişine göz yumduğu 700 yahudiyi taşıyan Struma gemisi ve tabii ki Hitler. Bu üç hikayeyi tekrar gün ışığına çıkaran bir profösör ve atalarının bu olayları yaşadığını yeni öğrenen bir kadın.












