
Hayat neden zordur ?
İş yaşamı neden sıkıntılıdır ?
Üniversite , lise yaşamındaki dostluklar iş yaşamı başladıktan sonra neden sekteye uğrar ?
Şehir yaşamında yalnızlaşan insanlar nasıl bu hale gelmişlerdir ?
Savunucu davranış denilerek açıklanabilecek olan bu derin ruh halini biraz açıklayalım;
Tarihte bilinen tüm toplumlar , içinde yaşadığımız karmaşık modern toplum dışında , bireylerin üç yada dört yakın ilişki geliştirmesine olanak verecek koşulları yapılarında bulundurmuşturlar . Sanayileşmiş batı toplumu , insanlık tarihinde bu yakın ilişkiden insanları yoksun bırakmaya zorlamış ilk toplumdur.
“Bir insan yaşamında üç yada dört yakın ilişkiye sahipse , mutlu ve sağlıklı olabilir . Bir toplum , bireylerinin her biri yaşamlarının her döneminde üç yada dört yakın ilişki geliştirmişse , sağlıklı bir toplum olabilir.” (Prof. Charles Alexander - California Üniversitesi)
Sanayileşmiş batı toplumu ile bu sistemin bozulmasını şu şekilde açıklayabiliriz :

Üretim arzının temelinde tüketim yatmaktadır . Toplumlar ancak tükettiği derecede üreticileri üretime yönlendirir . Artan üretim imkanları yeni istihdama imkan vermektedir . Dolayısı ile mevcut ekonomik düzenin devamı için ihtiyaçlar arttırılıp veya tercihler geliştirilip bireyler tüketime yönlendirilmedirler . Her ne kadar bu anlatım ile normal görünse de sistemin acımasızlığını bir örnekle şöyle açıklayabiliriz :
Yüksek özellikli bir otomobil isteyen firma yöneticisi , daha yüksek karı düşünecektir . Bu işverenin çalışanının haklarını gözetmede zafiyete yönlendirebilir , agresifleştirebilir. Bu durumu , aynı anda milyonlarca çalışan ve işveren arasındaki ilişki şeklinde düşündüğümüzde , yaşamın güçlüğünü daha net ortaya koymuş olabiliriz .
Yazar Ahmet Ümit bu konuyla çok alakalı olmayan bir konuşmasında şöyle bir konuşma yapmıştı : ” İnsanlar günümüzde , insanın yarattıklarına tutkun yaşamaya başladılar . Onların tutkularının soğuk metallere ve araçlara yönelik olması , insan ilişkilerini soğuklaştıran bir süreçtir .” Bu söylemini farklı bir konuyu açıklarken kullanmış olsa da bahsimizi destekler niteliktedir.
Türkçe’mizdeki “dostluk” sözcüğü , yakın ilişki anlamını karşıladığı kanısındayız. Türk Kültüründe önemli yeri olan , toplumsal yaşamımızda özenle aranın “dostluk” hikayelerimizde , türkülerimizde ve şarkılarımızda sık sık dile getirilen bir konu olagelmiştir .

İşte teknik deyimiyle “yakın ilişki” günlük dilimizde “dostluk” sözcüyle belirtilen olayın gerçekleşmesine engel olan savunucu davranışı muhibbiler konuşuyor isimli buluşmamızda açıklamaya çalışmıştım . O gün ilk kez bahsettiğim bu konuda bocalamıştım biraz ; şimdi konu üzerinde sunum hazırlarken giriş kısmını paylaşmış olmayı istedim =)
(Kaynak olarak popüler psikoloji alanının usta isimlerinden olan Doğan Cüceloğlu’nun İnsan İnsana isimli kitabından yararlandım)





















“İnsanlar günümüzde , insanın yarattıklarına tutkun yaşamaya başladılar . Onların tutkularının soğuk metallere ve araçlara yönelik olması , insan ilişkilerini soğuklaştıran bir süreçtir..”
çok güzel tarif etmiş…