top-image

Çocuğun yetişkinliğe adım attığı dönemdir , ergenlik çağı. Vücudundaki değişikliklerin yanı sıra düşüncelerinde ve karakterinde de değişimler yaşanır bu dönemde. Bir imajın , bir akımın taraftarı olmak ister; düşünceleri ve isteklerinin olduğunu herkese bildirmek istercesine hem de…

Çevresi yabancı müzik dinlerse, genç adamda dinler ve kendi dilinin müziğinden hoşlanmayabilir, zira kusursuzca o düşünceye ait olmalıdır. Mutlu olduğu çevre bunu yapıyorsa mutluluk ancak odur, başka alternatif aramak saçmalıktır.

Çevresi vatan , bayrak , millet yada özgürlük , sosyalizm , halkların kardeşliği derse, genç adam siyasete dalar. İki slogan ve üstüne iki satır yazı okur dünyayı çözer sistemi çözer. Kimseye ihtiyacı yoktur onun . İdealleri ve o ideallerini gerçekleştirecek ideolojisi vardır.

Çevresi ağır abi doludur. Üstelik onları mahalleli de çok seviyordur . Konu komşunun namusuna laf ettirtmez , gerekirse ağız burun dağıtırlar , takdir toplarlar ahaliden. Genç adam onu görür ve yaka bağır açılmaya başlar. Sokaktaki abisi Polat kendisi bir anda Güllü Erhan olur çıkar…

Çevresi o şehrin takımının maçına gidiyordur; sportmenlikleri şüphelidir ancak taraftarlıkları su götürmez HARRRBİ delikanlılıktır… Genç adam bunu görür, çeker yanaklara boyaları gider tribüne, hakemin anasıyla ilişkiye girer , yedirmez kulübünün hakkını o deyyus düdüğe… Çıkışta yeri gelir sevinçten , yeri gelir hüzünden çakar kafayı rakip taraftara; kimi zaman pataklar kimi zaman pataklanır ama delikanlı taraftardır, kanıda canı da fedadır takımına…

Genç adam gibi algılarsan hayatı siyah - beyaz görürsün her şeyi. Bir şey ya doğrudur ya yanlış, bir şey ya haklıdır ya haksız… Taraf olmak bir yanı seçip oradan bakmaktır , şüphe duymadan olduğun yerden , sorgulamadan , sorumsuzca…

Gelişmiş ülke insanı ile gelişmekte olan insanını sadece bu örnek bile açıklamaktadır belki de. Ergenliği aşabilmiş toplumlar gelişmiş toplumları, ergenlik çağında kalıp aşamayan toplumlar da gelişmekte olanları anlatıyor olabilir. İlla ki taraf olma ihtiyacı hisseder bu toplum. Mesela şöyle yanlışlar yapabilir :

Başbakanı’nı sevmiyordur ve onun sağlık bakanının bulaşıcı hastalığı önlemeye yönelik getirdiği aşıyı da sevmeyebilir . Yada tam terside olabilir. Başbakanını çok seviyordur ve onun sağlık bakanının bulaşıcı hastalığı önlemeye yönelik getirdiği aşıyı hiç şüphe duymadan kesin çare olacak ilaç olarak görebilir…

Yaşam siyah ve beyaz değildir gerçekte. Karışıktır renkler birbirine, iç içedir. Öyle olmasa nasıl açıklanırdı bir köpeğin annesi kalan kuzuları emzirmesi yada cennete gideceğine inanarak canlı bomba olup onlarca insanın canın kıyan düşünce ? Tüm dünyayı bisikletiyle turlama iddiasıyla yola çıkan İtalyan kadın , misafirperver Anadolu’da tecavüze uğrayıp öldürülmedi mi ?

Siyah ve beyaz iç içedir. İnsanı ve yaşamı kalın çizgilerle tarafımızı seçmeksizin , değişmez kurallarla etiketlendirmeden anlamalı. Taraf olmak , karşımızı dinlememek her zaman yorgunluğu ve mücadeleyi gerektirecektir…

NOT: Yazımı bitirip tekrar okuduğumda fark ettiğim bir konu oldu . Yazımda ergenlik döneminin kötü bir dönem gibi tanımlandığı düşünülebilir; ancak asla böyle bir mesajım yok , sadece mesela onu da bir evre olarak kabul edip , aşabilmektir , yetişkin olabilmektir. Yoksa hepimiz o dönemi yaşadık =)

NOT 2 : Bu hafta ki Ahmet Hakan’ın köşe yazılarından birinde çok hoşuma giden bir söze denk geldim, yazıyı tamamlayıcı olsa gerek:

“Grip aşısının bile böldüğü bir ülke çoktan idare edilemez hale gelmiştir…. “

Related Posts with Thumbnails

Bu yazi guzel dimi :) Paylassana!

1 Yorum to “Taraf Olmak Olmamak yada Düşünmek Düşünmemek…”

  1. yagmur diyor ki:

    cefecim çookk güzel ve doğruluk payı çok yüksek olan bir tespit olmuş ve bunu çok da açıklayıcı bir şekilde yorumlamışsın ellerine sağlık;))hatta bu yorumun bir konuyu çözümlememe de yardımcı olmuştu kısa süre önce;))

Bir Yorum Yollasana :)




Muhtemelen Benzer Yazilar

bottom-img