
Öncelikle filmin konusunu kendi sitesinden aldığım alıntı ile çok kısa geçeyim :
“Zamansız ve mekânsız bir öykü… Film, düzeni yekten bozulmuş bir köye, köy köy dolaşan bir seyyahın, Zekeriya’nın gelişiyle ve beraberinde getirdiği sırlarla başlar. Zekeriya ile gelen sırlar, köye geri dönülmez bir değişim yaşatacaktır. Filme adını veren “Ulak İbrahim”, Ocak ayında seyirciye yüzünü gösterecek ve tüm sırlar su yüzüne çıkacak… Ulak 7 haftalık bir çekim sürecinde tamamlandı.”
Şimdide kendimce bu tanımlamadan bir şeyler karalayım :
Gerçekten zamansız film . Gördükleriniz Selçuklular yada daha eski dönemlere ait gibi. Hatta kadınların alınlarındaki dövmeleri yada ateş etrafında dönmelerini de düşünürsek filmin daha da eski bir Anadolu dönemine gittiğini düşünürüz . Ama yaptığım bu tanımlamada hata şu ki, film aynı zamanda da mekansız . Yani bir köy var ama o köy herhangi başka bir yerde de olabilir. Zamanın - mekanın önemsiz olduğu , yaşamın dört boyutunun da yok sayıldığı bir eser ULAK .
Ulak biraz mistik bir film . Mesaj kaygısı değil bence ondaki . Zira kötü olan gösterilen gerçekten kötü . Tiksinilesi denecek kadar kötü . Siyah siyah , beyaz da beyaz film de . Tıpkı masallar gibi . Zaten filmin kendiside masalın anlatılmasından oluşuyor .
Sanırım pek toparlayamayacağım Ulak için diyeceklerimi . Bundan 1000 yıl öncede insan insan , bugünde . O günde namussuzluk , hainlik var idi bugünkü kadar . İnsanların ahlaksızlıklarını yüzlerine vurmak için dünyaya gönderilen peygamberleri anımsatıyor tasvir edilen Ulak . Şahsen beğendim ama sizde beğeneceksiniz diyemem . Çok farklı bir yapıt . Masalsı ama bir o kadarda gerçekçi .
Her şey bir yana Çetin Tekindor ve Hümeyra için yine izlenir bu film . Allah bu onlara sinemamıza daha çok uzun yıllar hizmet etmesi için uzun uzun ömür versin =)















