
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar çoktular;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocuktular
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır….
Nazım Hikmet bu dizeleri Kuvayi Milliye destanını anlatmak için yazmıştır . “120″ ise direnişten hemen önceki en sağlam dip dalgalarından biridir . Yani Kuvayi Milliye nin ruhunu görürsünüz ondada . Mısralardaki Anadolu insanını birebir izliyorsunuz 120 de . Yüreğin burkuluyor , ufalıyor , vatan uğruna canım dediğin evladını feda etmeyi günümüz değerleriyle şaşkınlıkla izliyor , nasıl olur onlar daha çocuk , onların hepsi 12-17 yaş arasında çocuklar vatanları için beyaz bir örtü üstüne serilmelerine nasıl yürek dayanır diyorsunuz .
Kelimelerin anlamsız kaldığı , beyninize saplanan bir bıçak gibi hissettiren film “120″ yi anlatmaya benim kalemim yeterli değil sanırım . Gerçek hayattan alınan bu destan Kültür Bakanlığı’nın desteği ile çekilmiş . Sinemada izleme fırsatım olmamıştı , cd den izledim . Birinci Dünya Savaşının hemen başında Rus işgaline karşı sınıra giden askerlerimizin cephanesiz kalmasıyla yoksulluğu , çaresizliğe feryat eden bir destan . 120 çocuğun cepheye mermi taşımasını büyülenerek izleyeceksiniz…




















