
*Yemek yeme eyleminin içine edilmesi durumudur
Dikizleme en büyük ayıp , en büyük ahlaksızlık bilindi senelerce . Hatta bu terbiyesizlik 70 li yılların furyası Aydemir Akbaş filmlerinin senaryolarının da çıkış noktası olmuştur . Akbaşın birini dikizlemesi ardından da didiklemesi… Basit , eğitimsiz , abaza bir kesimin izlediği filmler dendi onlara . Aradan 20-25 yıl geçti BBG gösterildi haberlerde bakın Almanlarda böyle bir program var dendi . Hafif hafif olan homurtular yerini izledikçe alışkanlığa bıraktı . Alışkanlıkta BBG yi zirveye çıkardı Show TV de başladığında .
Büyük merakla acaba dikizlenen evde didiklenen olacak mı diye sabaha kadar izleyenler oldu o programı . Halk tasfiye edemedi RTÜK el koydu….
Ardından deneysel aşklar dönemi başladı .
BBG nin tamamen duygusal evler haliydi . Ucunda para olan aşklar . Yurdum insanı bunu da izledi . Ne manyaklar çıktı o programlardan . Kafasında bardak kıranda , kendini saygın sanıp köşe bucak koşarak sonunca bir köşede ölende…
Laboratuar ilişkileri dönemi sona erdi şimdilerde . Şok ilişkiler başladı . Artık iyice olgunlaştı nasılsa toplum , zaman kaybetmeye beklemeye gerek yok . Çıkan kamera karşısına anlatıyor mal varlığını , varsa talibi alıp gidiyor …
Yine günümüz programlarından zıkkımlanıyoruz var bide . Yemek bir kültürdür . Sofra adabı ahlakın belirtisidir bilirdik hep . “Misafir umduğunu değil bulduğunu yer” “Yediğin içtiğin senin olsun , gördüklerini anlat” sözleri hep bu toplumun sözleridir . Ancak aynı toplum bunları unuturcasına nede çok severmiş dedikoduyu . O ona ne dedi , bu buna ne dedi ? Üzerine söylenecek çok söz olmasına rağmen hiçbir şey söylemeyince de hiçbir şeyin değişmediği türden programlar bunlar . Sadece BOŞ…
Televizyonda son 4-5 senedir hep ben onlar değilim yahu diye bağırttıran şeyler oluyor . Dedikoduyu seven , cüzdanı görünce aniden elektrik alan ilişkiler yaşayan , onu bunu dikizleyen programlar doldu taştı . Ötekileşme diye tartışmaların yaşandığı günümüz Türkiye’sinde çoğunluktan olmamak gerçekten güzel…
Handelojice
Öncelikle başlık çok güzel ve net olmuş teşekkürler
anlattığın diğer tüm tv programları hakkında söylediklerine katılıyorum ancak şu ‘Yemekteyiz’ programıyla ilgili söyleyecek birkaç şeyim var.Bu program reyting aldığı için okadar çok gösteriliyorki tv de,rast gelmedim görmedim diyen yalan söyler.oyüzden oldukça sık gözüme çarpıyor.Bu da tıpkı avrupa kanallarından taklit edilmeye çalışılmış ancak alakası olmayan bir program.her programda olguğu gibi bu da tamamen reyting alma amacıyla yapılmış.Avrupa’da yayınlanan orjinal yemek programında daha çok unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemeklerin yapılması, tariflerin yarışmacılar aracılığıyla tüm ülkeye aktarılması, kültür paylaşımı, sofra adabı vb şeyler ön planda tutulmuş.yani bizdeki taklidinin tam zıddı bir amaç taşıyor! Bizde ise; saygısızlık, laubalilik hat safhada! 19 yaşındaki sadece oraya kendini göstermeye çıkmış bir kız,kendinden yaşça çok büyük olan ve evine,sofrasına gelen misafiri masasından kovabiliyor! Yapılan devasa alışverişlerden, yapım aşamasında ziyan edilenlerden, sadece puan kırmak adına “ben bunu yemem,hiç güzel değil” diyerek yenmeyip, çöpe atılan onlarca yemeklerden bahsetmiyorum bile.orda yapılan yemeklerin yüzde biri için günde 11 saat çalışan insanlar dolu bu ülke.En başta dinimiz yasak eder israfı.özellikle bu kriz döneminde,insanlar ekmek bulamazken, nimetin reytinge ve paraya alet edilmesi herşeyden önce günahtır! ama insanlar izlediği sürece, orda yarışan da ödülünü aldığı sürece hiçbir sorun yok demektir bu ülkede değilmi? olan çöpe atılan onlarca yemek olsun ne çıkar?




















